10 Aralık 2009 Perşembe

Aylak Adam Etkinlik : Friday Night LIVE ! in Kemancı

Köstebek Sunar
Friday Night Live

Köstebek Müzik cuma akşamlarını ateşleyecek yepyeni bir programa başlıyor :
Friday Night Live

Her cuma farklı bir grup ya da müzisyenin sahne alacağı organizasyonun ilk konuğu
Rockstar GALACTICA

2004 yılında Can Bora Genç (vokal), Emrah Şener (Gitar), Buket Doran (Bas), Arda Algül (Klavye) ve Aykan İlkan (Davul) dan oluşan kadrosuyla Kemancı ‘da çalmaya başlayan gruba 2005 yılı sonlarında Gamze Amus (vokal) dahil oldu .

Bugüne kadar bir çok konserde yeralan “ Galactica “ grubu Funk, Soul ve Rock şarkılarına getirdikleri yorumla iyi müzik ve eğlenceyi birarada sunuyor .

Grupta yeralan Buket Doran ve Aykan İlkan aynı zamanda Şebnem Ferah’ ın grubunda yer aldığından Şebnem Ferah fanlarının yakından tanıdığı isimlerdir.

18 Aralık 2009 Cuma gecesi başlayacak programın DJ , kendi deyimi ile “ Müzik Çalan Adam “ kabininde Gırgır ve Hıbır dergilerinde uzun yıllar karikatürleri ve Türk Rock müziğinin gündemini belirleyen yazılarıyla yer almış camianın kült ismi karikatürist Aptülika yeralacaktır . Gecede hard rock klasiklerinin yanısıra Aptülika’nın sürprizlerine de hazırlıklı olmak lazım .

Ya “ Hey gidi günler hey “ diyeceksin ya da “ Long Live Rock n Roll “


Köstebek
( Aptülika ve Aylak Adam'ın katkılarıyla )
***

RockStar GALACTICA
Can Bora GENÇ - VokalGamze AMOUS -VokalEmre KULA - GitarUğur GÜLBAHARLI - KlavyeBuket DORAN - Bas GitarAykan İLKAN - Davul
***

Tarih : 18 Aralık Cuma Saat 21:00
Yer : Kemancı
Adres
: Sıraselviler Caddesi 33/1, Beyoğlu 34427 İstanbulTelefon : 0 212 293 61 00
Email : kostebekmusic@yahoo.com

8 Aralık 2009 Salı

Yıl Biterken

Yıllık olarak bloglarımı yazmaya başladıklarımın içinde en sade ve soluk yıllık bu oldu sanırım . Aslında okadar çok şey olup bitiyor ki , önemli olan algının kapılarını açık bırakabilecek sağlıklı ve mantıklı yaşam şeklini hayata adapte etmekte tüm hikaye . Ya da sağlıklı ve mantıklı ifadesi göreceli olabileceği için William Blake'in " Eğer algının kapıları temizlenirse herşey olduğu gibi görünür , uçsuz bucaksız ..." ya da Aldux Huxley'in dediği gibi " Bilinen ve bilinmeyen şeyler vardır , aralarındada algı kapıları..." söylemlerindeki gibi beyinlerimizi dolayısıyla yaşamımızı meşgul eden dolduran , bizi zamana hapseden ve üzerimize sis gibi çöken bizden olmayan, bize dayatılanlarda kurtulursak , yaşamımız daha da berraklaşacak sanıyorum ( Jim Morrison'u anımsadım saygıyla ...) ... Ama bu yıl Aylak Adam bu anlamda bir kaybedeni yaşıyor , hayat gailesi tüm zamanı garip bir çelişkiler topunun çığa dönüşmesiyle kapladı bu sene ve geriye dönüp baktığımda , zamanın içinde yaşana güzellikler olsada onları dile getirememek sadece "carpe diem - anı yaşa " modunda bir anlık keyfin ya da yaşanmışlığın içerisinde kaybolup gitmiş gibi görünüyor yaşananlar , zamanda ... Oysa yaşananlar ve yaşanmışlıkların , özelliklede manalı ve değerli olanların bence izleri olmalı , hissettirdikleri, özellikle de kattıkları paylaşılmalı , hissedilen enerji mutlaka dışa dönmeli , yansımalı ki bir kötülüğü bile olsa iyi etme adına belkide bir şifa olabilmeli ... ( Medicine Man büyükbaba Geronimo'yu saygıyla anıyorum , Kızılderili kültüründe şifacılar toplumun en önemli kişiliklerinendir . Geronimo hem bir savaş lideri hem de bir şifacıdır . Günümüzde ruhunu sanal yaşatabilmek adına anmak ve benimsek benim açımdan önem arzetmektedir, paylaşmayı istedim. )


Ancak tabii bu memlekette , bu dünya da, bu sokaklarda, bu şehirde, bu atmsforde birşeylere kullak kabartır ya da dikkat kesilirseniz işiniz yaş demeliyim , yaş biliyorsunuz bir argo ifade , ama göz yaşına kadar gidecek bir ızdırabın izleri bu aynı zamanda ... İnsan olarak en büyük özelliğimiz daima umutvar olabilmemiz ve tüm kötülüklerin içinden bile bir güzellik çıkarabilmemiz ... ( Aklıma Köle edilmiş kara Afrikalıların pamuk tarlalarındaki ızdıraplı günlerinden sonra geceleri barakalarında yarattığın olağanüstü BLUES geliyor. " Bu sabah kalktım ve bir bira açtım kendime , gelecek herzamanki gibi karanlık ve soğuk ama sevgilimin sıcaklığu ısıtıyor ve aydınlatıyor sabahımı ...)
Bu yıl tüm bu sıradan ve bunaltıcı atmosferin içinde , güzel bir Akdeniz yaz tatili , araya girmiş birkaç ROCK konseri ki sonuncusu WASP'di ve okumaya fazlası ile konsantre olup ortalamanın üzerinde bir kitap okuma durumu gerçekten bana haz veren önemli ayrıntılardı . Henüz belki motorsikleti alamadım , halen dağlara çıkamıyorum , sırt çantamı alıp gidemiyorum ama , alacakaranlığın içinde yanan mum ışıklarında aydınlık yüzleri ve yol gösterici güzellikleri yakalıyor olabilmenin heyecanı beni umutvar ve heyecanlı kılıyor ... Hatta bu satırlara başlarken bloga uzun süredir yazmadığımı farkedip birşeyler karalamalıyım , ama ne , diye düşünürken , şimdi geride kalan satırla bakınca bile hala yüreğimdeki umut ışığının ya da meşalesinin heyecanla yandığını hissettiğimi anladım . Bu güç için , her nereden ve nasıl geliyorsa ona minnettar olduğumu , saygı duyduğumu ve onu çok değerli bulduğumu söylemeliyim .
Teşekkürler o gücü bana gönderen ve o gücün benden yayılmasını sağlayanlara , yaşama , doğaya , içsel dünyama ve tüm dostlarıma ...


Sevgiyle Kalın ...


Aylak Adam

9 Aralık 2009















Fotoğraf : Doğanın Silahları-1 / Aylak Adam 2009 / Ulupınar - Antalya

28 Ekim 2009 Çarşamba

KUTLU OLSUN CUMHURİYETİMİZ

HERZAMAN VE SONSUZA DEK KUTLAYACAĞIZ


HEPİMİZİN CUMHURİYET BAYRAMI KUTLU OLSUN


AYLAK ADAM 2009

15 Eylül 2009 Salı

Küresel Ekonomik Kriz - Terör ve Sel = Ağustos Eylül 2009

TV'lerdeki koca koca adamların çocuk kandıramayan reklamları !
Ekonomik kriz için reklam kampanyası var , büyük abiler ablalar topluma mesaj şıftırtıyor ( Okan Bayülgen tabiri ile ) , oyuncak alın diyor biri , oyuncakların neredeyse %99,9 'unun Çin'den gelmediğini bilmediğimizi sanarak , biri simit alın diyor , buğday ve üretilen buğday'ın tohum politikasının bilmediğimizi sanarak , çiklet alın diyor , gidip bir sakızların isimlerine cisimlerine ve içeriklerine teliflerine bir bakın . Bakkal dan alışveriş bakın iyi fikir , ama bakkalı yaşatırken akıllı olmanız lazım ...

Balık kavak ağacına çıktı , Manda söğüt dalına yuva yaptı , İstanbul selde boğuldu !
İkincisi bir yaz yağmurunda onlarca insan sele kurban gitti , arabalar evlerin çatısına çıktı , deniz motoları ile araçlar aynı yerde yüzdü , TEM uluslararası otoyolunda arabalar sandal oldu , kapalı bir kamyoneti servis yapmışlar mezar oldu insanlara , tüm bunlar medenileştiğini geliştiğini , çağdaşlaştığını , kültür bombardumanına tutulduğu varsayılan , Türkiye'nin kalbi ISTANBUL'da bir eylül günü yağan yağmurlarda oluşan selde meydana geldi . Depremde hepimiz deprem uzmanı olmuştuk fayları öğrenmiştik , şimdi hepimiz bu defa dereler ve dere yatakları konusunda ihtisas görüyoruz , yüce medyamız sayesinde , TV'den eğitim ve feyz almaya ( ya da hacı hocadan ) meraklı ve tembel olduğumuz için en kolayı bu ama 3 gün sonrada , hani erme modunda bilgilendikten sonrada koca koca prf.'ların kimi konuşmalarına bile müdahahil olup o yanlış bu doğru diye ahkam bile kesecek kadarda etkin (!) oluyoruz , ne hikmetse . Bunca zehir(!) ve cin (!)gibi insanlardan oluşan bu arkadaşlarla hala nasıl bu hallerde olduğumuzu da insan düşünmeden edemiyor nedense (!) ... Haa şunu söyleyelim kısa süre sonrada bu bilgileri unutuyoruz ... Buda bana belli bir hafıza kapasitesine sahip kuşları anımsatıyor , son öğrendiğiyle ilk öğrendiğini unutan gibi ... son öğredniğimizle ilkini unuturken , dereleri öğrendik fayları hatırlamıyoruz bile ...

Haramiler diyarında "Açıl susam açıl"
Açılım yapıyoruz birde , açılıp saçılıyoruz , Mevlana 'nın bilmeyeni kalmayan söznde " Ya göründüğün gibi ol , ya da olduğun gibi görün " der ... Yapmayın etmeyin ağalar beyler , yemeyin ( argoda= kandırmayın ) bizi , saf yerine koymayın bu insanları , özgürlük , savaş karşıtlığı , kardeşlik , dostluk gibi kutsal ifadeleri bu çok ucuz politik malzemelerin bir oyuncağında dönüştürmeyin , terör ve ölümlerin kol gezidiği sürece samimi olmayan hiçbirşey bir mesafe kat edemez . Mevlana'yı asla unutmayın , bize karşı olmanıza gerek yok , ihtiyaçta yok ama insansanız kendinize dürüst olun yeter ...
...
12 Harbi DEV !
Tüm bunlara rağmen çok keyifli anlar geçirten bir 12 DEV ADAM var bana ki basketbolun nekadar güzel bir spor ve nekadar doyumsuz bir zevk olduğunu anımsattıkları için . Avrupa şampiyonasında şu anda ilk 5 maçın tamamını kazandılar , kendilerini kutluyorum .
Futbol takımını mı ? Onunda Dünya kupasına gitmesini isterdim ama , başlarında ki (m)egoloman olmadan ... Zaten bu sebeplede hüsran içindeyiz ...

Bir " Al-ver , ekonomiye can ver" esprisi (Face Book'tan alıntı)
Bu Tekirdağ Rakısı, Bunu içersen; Tekel fabrikası kazanır, Tekel Bayiileri kazanır, meyhaneler kazanır, peynirciler kazanır, mezeciler kazanır, balıkçılar kazanır, anason üreticisi çiftçiler kazanır, şişe üreticisi kazanır, nakliyeci kazanır, taksiciler kazanır. İçtikten sonra kaza yaparsan; kaportacı kazanır, tamirci kazanır, hastaneler kazanır, doktorlar kazanır. Kaza yapıp ölürsen; mezarcılar kazanır, tabutçular kazanır, imamlar kazanır, çiçekçiler kazanır, lokmacılar kazanır, Velhasıl tüm Türkiye Kazanır... Bir tek sen kaybedersin. Krizin etkisi yok olur gider... :)

Aylak adam'dan bir " yarım eylül " güncesi

3 Eylül 2009 Perşembe

Küresel Isınma - Eritiyor ( Sanatçının vurgusuyla )

Dünya Doğal Hayatı Koruma Vakfı (WWF), küresel ısınmanın korkunç sonuçlarına gözlerini kapayan dünyanın dikkatini çekmek için elinden geleni yapıyor. Fotoğraftaki yaklaşık 1000 adet küçük buz adam Almanya'nın başkenti Berlin'de basamaklara oturtuldu ve güneşin altında 30 dakikada eridiler. Eser, Brezilyalı sanatçı Nele Azevedo'nun...



19 Ağustos 2009 Çarşamba

Motorcunun İnanışı

Motorsiklet tutkusu ....

Biz kendi yolumuza gitmeye inanırız,
Dünyanın geri kalanı ne yöne giderse gitsin.
Bireyleri cama çarpan sinekler gibi ezmek için yaratılmış sistemde arıza çıkarmaya inanırız.
Bazılarımız yukardakine inanır,hepimiz aşağıda yaşayanlara sıkı sıkı bağlanmaya...
Biz gökyüzüne inanırız sunroof a değil...
Biz özgürlüğe inanırız.
Biz toza inanırız, yabani bitkilere. bufalolara, dağ gezilerine ve gündoğumunu arkamıza alıp sürmeye.
Biz eyer üstüne takılan çantalara inanırız ve bunu sadece kovboyların anladığına.
Biz hiç kimsenin önünde boyun eğmemeye inanırız.
Biz siyah giymeye inanırız,çünkü ne kir gösterir ne de zayıflık.
Biz dünyanın gün be gün yumuşadığına inanırız ve onunla beraber yumuşamayacağımıza.
Biz bir hafta süren motosiklet yolculuklarına inanız.
Biz yol maceralarına, benzin istasyonlarına, sosisli sandviçlere inanırızve her tepenin arkasında ne olduğunu keşfetmeye.
Biz gürüldeyen motorlara inanırız,çöp kutusu büyüklüğündeki pistonlara.1936 da tasarlanmış benzin depolarına, tren lambası kadar farlara, kroma ve özel boyalara.
Biz aleve ve kurukafaya inanırız.Biz her insanın hayatını kendi eliyle şekillendirdiğine inanırızve hayatı inanılmaz bir sürüşe çevirdiğimize.
Biz selesine oturduğumuz makinenin tüm dünyaya kim olduğumuzu gösterdiğine inanırız.
Biz başkalarının neye inandığı ile ilgilenmeyiz...



18 Ağustos 2009 Salı

Aylak Adamın Güncesi - Yaz 2009



Genelde kişisel olarak blogumda yer verdiğim ay ve dönem güncelerini basından alıntılar ve derlemelerle oluşturuyorum . Dikkate değer bulduğum kişisel ve genel anlamda ülke ve dünya çapındaki olayları paylaşıyorum ki ileride yıllar bazında geri döndüğümden ilgili dönemlerde nelerin dikkat çektiğini ve değişimleri gözlemleme şansı bulmak istiyorum .


Ancak son birkaç aydır doğrusu gerek özel işlerim gereksede yaz mevsimi dolayısı ile aylık günceyi takip edemiyorum , daha doğrusu günlük gazete ve tv haberlerini bile sağlıklı takip ettiğimi söyleyemeyeceğim . Aslında bu durumdan zaman zaman şikayetçi olmadığımıda söylemeliyim . Neticede bizim gibi sıradan figüler için dünyanın sorunları ile ilgilenmek , aslında dertli başa biraz daha dert olmaktan başka birşey ifade etmiyor. Sonuçta elinizden fazala bir imkanın gelmediği , trafik kazalarındaki ölümler , küresel ısınma felaketleri , doğal afetler , savaşlar , cehaletin pençesinde kurban olan zavallı insanlar , 3. sayfa toplumsal psikolojinin ayaklar altında süründüğünü kanıtlayan vahşet haberleri , siyasetin ve politikanın kaygan zeminde ve hiçte güven vermeyen dansları doğrusu insanı pekte mutlu kılmıyor . Ama işte çözümde buradan yatıyor . Çözüme ve duyarlılığa sahip olmak için durup duruken bu ağrı ve sancıyı hissetmek . Sanırım insan olmanında en büyük farkı burada diğer canlılara nazaran . Bir grubu diğer canlılarda dahi görülmeyecek düzeyde ve düşüncesizce dünyayı yok etmeye çalışırken , bir kısmıda yine diğer hiçbir canlı türünde görülmeyecek düzeyde buna karşı kaygılanabiliyor ! Doğrusu bu durumda İNSAN türü hakkında yorumda bulunma konusunda fikir beyan etme konusunda garip bir ironik durum oluşturuyor .


Sonuçta dünyamızda her an her konuda mutlaka ki insanları yani bizleri etkileyen birşeyler oluyor , haber değeri ve dikkat çekmesi açısındadan bunları bize sunulan birçoğu maalesef ki kötü ve rahatsız edici şeyler . Enseyi karartmadan yaşamaya ama güzel ve mutlu yaşamaya ve karanlığı aydınlatacak ışığı bulma ya da bizde yanan o ışığı söndürmemek adına yaşamaya devam etmek durumunda olunması gerektiğine inanıyorum .


Bu nedenle bu başlıktaki bu yaz güncesi dahaçok güncel olaylar ve durumlar yerine daha kişisel ve aklımdan geçen düşünceleri paylaşmaya ayırmak istedim . Çünkü bunu en azından genelde yaşananlar karşısında karamsar bir tavır sergileyen benim için kendime de vereceğim en güzel mesaj olduğuna inandığım için yapmak istedim . Ve bunu sizinle de paylaşmak ...
Görmeye , duymaya, bilmeye, öğrenmeye , sormaya , düşünmeye , şüphe etmeye , merak etmeye , okumaya , yazmaya , çizmeye devam edelim ama hep gülümseyecek ve gülümsetecek bir sebepte bulalım ...

Aylak Adam

Agustos 2009

Bir Öğleden Sonra ...